Erdoğan, mektubu gönderdi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, karikatür tartışmalarıyla tırmanan
gerilimin sona erdirilmesi amacıyla BM, NATO, İKÖ üyesi ülkeler ile
Türkiyenin büyükelçiliklerinin bulunduğu ülke liderlerine mektup gönderdi.
İslam dünyasını rahatsız eden karikatür tartışmaları ekseninde gelişen
bir dizi olay üzerine, küresel barış ve istikrarı tehdit eden tehlikeli mevcut
tırmanışı engellemek maksadıyla bu mektubu yazdığını ve kanaatlerini paylaşma
gereği duyduğunu kaydeden Erdoğan, mektupta şunları kaydetti:
"Bu müessif hadiseler, Doğu ile Batı, İslam dünyası ile Hıristiyan
dünyası arasında yakın zamanlarda hiç görülmeyen ve neredeyse kutuplaşmaya
varan bir gerginlik meydana getirmiştir.
Devlet ve siyaset adamlarının akıl ve sağduyuyla hareket etmeleri ve
kendilerinden beklenen ortak tavırla ön almalarının küresel barış ve ortak
değerlerimizin korunması açısından hayati önem taşıdığını düşünüyorum.
Öncelikle, son olayların altında yatan nedenleri anlamaya çalışmalıyız.
Müslümanlar, kural olarak, tüm peygamberlere gerekli saygıyı gösterirler.
Ayrıca, Hz. Muhammede karşı duydukları derin saygı ve İslami öğretilere olan
imanlarına karşın iyi niyetli eleştirilere tahammül gösterebilirler. Ancak,
Hz. Muhammedin, açıkça eleştiri sınırlarını aşan bir hakarete maruz
bırakılmasını mazur görmeleri beklenemez.
Görülmektedir ki, kimi yayın kuruluşları, bu müessif olayları ifade
özgürlüğünün test edilmesi gibi algılamışlardır. İslam dünyasının özgürlük
anlayışını ve sabrını test etme niyetinin sergilendiğini de gözlemlemek
mümkündür. Hiçbir kültürün diğer kültürlerin hassasiyetlerine hakaret etme
hakkı yoktur. Uyum içinde birlikte varolmanın asgari ön şartı, farklı
medeniyetler ve geleneklerin karşılıklı olarak birbirlerinin kültürel
farklılıklarına saygı duymasıdır. Esasen, bu kültürel farklılıklar, çağdaş
demokratik tecrübemizin üzerine inşa edilmiş olduğu, paylaşılan değerlerle
mükemmel bir uyum halindedirler. Zira bu, farklılıkları düşmanlık ve nefret
kaynağı olarak istismara terk etmek yerine, korumayı ve bir zenginlik kaynağı
olarak kabul etmeyi esas alan modern çoğulculuk ilkesinin de icabıdır."
ÖZGÜRLÜKLERİN SINIRI
Şiddet ve çatışma kültürünü esas alan "Medeniyetler Çatışması" tezinin
yerine "Medeniyetlerarası İttifak" tezinin koyulmadığı sürece hep birlikte bir
felakete doğru sürüklenileceğini bugüne kadar her zeminde ifade ettiğini
hatırlatan Başbakan Erdoğan, mektubunu şöyle sürdürdü:
"Yaşanan son olaylar da ne yazık ki bizi haklı çıkarmıştır. İfade ve
basın özgürlüğü ile bunun mümkün olan her kanalla kullanılması, elbette
demokrasinin vazgeçilmez ilkelerinin başında gelir. Fakat bu ilke, ahlaki bir
sorumluluğun eşliğinde hayata geçirilmek durumundadır. Hiçbir özgürlük,
inançların, değerlerin ve kutsal imgelerin aşağılanması, hakarete tabi
tutulması istikametinde kullanılamaz. Bu gibi özü itibariyle hassas konular
üzerinde düşünmek zorundayız. Bununla birlikte, hayal kırıklığı içinde şiddete
başvuranlar ve şiddeti tahrik ve teşvik edenler, kendi davalarına zarar
vermekte ve haklılıklarını kaybetmektedirler. İslam barış dinidir ve İslam
ülkelerinde yaşayan herkesin canı, malı ve onurunun korunması çağrısını içerir.
İslamın ve Müslümanların savunulması, İslami öğretilere aykırı yöntemlerle
yapılamaz. Türkiye, zenginleştirilmiş diyalog, uzlaşma ve entegrasyona yönelik
tüm hakiki çabaları desteklemektedir. Attığımız adımların nihai amacı,
insanlığın Çokluk içinde birlikte yaşama idealine özgün katkımızı
sağlamaktır.
Gerek Medeniyetler İttifakı girişiminde üstlendiğimiz rol, gerek Avrupa
Birliğine tam üye olma istikametinde attığımız kararlı adımlar, bu asil
gayenin gerçekleştirilmesi içindir." Medeniyetlerin, dünyayı kuşatan sorunlara
karşı ortak bir mücadele verecek kadar güçlü ortak değerler ve kurallar ile
ilkelere sahip olduğunu belirten Erdoğan, büyük çoğunluğun, diğerleriyle
kucaklaşmak ve söz konusu değerler etrafında buluşmak, böylece çatışma
teorilerini reddetmek arzusunda olduğuna da inandığını bildirdi.
Erdoğan, mektupta, "İslamofobianın Batı toplumlarında daha fazla kök
salmasına sebep olacak politikalardan özenle kaçınmak mecburiyetindeyiz. Bu
kritik noktada, sağduyu ile ve daha ileri bir sorumluluk duygusuyla hareket
etmemiz, azami önemi haizdir. Ortak tarihi tecrübelerimiz ve değerlerimiz bize
izlenmesi gereken yolu göstermektedir. Yalnızca ortak irade göstermekle
yetinmeyerek, mevcut gerilimi ortadan kaldırmak için elimizdeki mevcut tüm
yöntem ve mekanizmaları kullandığımızdan emin olmalıyız" ifadelerini de
kullandı.
10
Şubat 2006 / Cuma
www.milliyet.com.tr
Erdoğan'dan Dünya'ya "ortak tavır" çağrısı
Başbakan Erdoğan, İslam dünyasını rahatsız eden
karikatürlerin
yayınlanması ve sonrasında yaşanan gelişmelerle ilgili BM, İKÖ ve NATO
genel sekreterleri ile Türk büyükelçiliklerinin bulunduğu ülkelerin
başbakanlarına mektup gönderdi.
Erdoğan mektubunda, ''Devlet ve siyaset adamlarının akıl ve sağduyuyla hareket
etmeleri ve kendilerinden beklenen ortak tavırla ön almalarının küresel barış
ve ortak değerlerimizin korunması açısından hayati önem taşıdığını düşünüyorum''
dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, karikatür tartışmalarıyla tırmanan gerilimin
sona erdirilmesi amacıylaBM, NATO, İKÖ üyesi ülkeler ile Türkiye'nin
büyükelçiliklerinin bulunduğu ülke liderlerine mektup gönderdi. İslam
dünyasını rahatsız eden karikatür tartışmaları ekseninde gelişen bir dizi olay
üzerine, küresel barış ve istikrarı tehdit eden tehlikeli mevcut tırmanışı
engellemek maksadıyla bu mektubu yazdığını ve kanaatlerini paylaşma gereği
duyduğunu kaydeden Erdoğan, mektupta şunları kaydetti:
''Bu müessif hadiseler, Doğu ile Batı, İslam dünyası ile Hıristiyan dünyası
arasında yakın zamanlarda hiç görülmeyen ve neredeyse kutuplaşmaya varan bir
gerginlik meydana getirmiştir. Devlet ve siyaset adamlarının akıl ve
sağduyuyla hareket etmeleri ve kendilerinden beklenen ortak tavırla ön
almalarının küresel barış ve ortak değerlerimizin korunması açısından hayati
önem taşıdığını düşünüyorum. Öncelikle, son olayların altında yatan nedenleri
anlamaya çalışmalıyız. Müslümanlar, kural olarak, tüm peygamberlere gerekli
saygıyı gösterirler. Ayrıca, Hz. Muhammed'e karşı duydukları derin saygı ve
İslami öğretilere olan imanlarına karşın iyi niyetli eleştirilere tahammül
gösterebilirler. Ancak, Hz. Muhammed'in, açıkça eleştiri sınırlarını aşan bir
hakarete maruz bırakılmasını mazur görmeleri beklenemez.
Görülmektedir ki, kimi yayın kuruluşları, bu müessif olayları ifade
özgürlüğünün test edilmesi gibi algılamışlardır. İslam dünyasının özgürlük
anlayışını ve sabrını test etme niyetinin sergilendiğini de gözlemlemek
mümkündür. Hiçbir kültürün diğer kültürlerin hassasiyetlerine hakaret etme
hakkı yoktur. Uyum içinde birlikte varolmanın asgari ön şartı, farklı
medeniyetler ve geleneklerin karşılıklı olarak birbirlerinin kültürel
farklılıklarına saygı duymasıdır. Esasen, bu kültürel farklılıklar, çağdaş
demokratik tecrübemizin üzerine inşa edilmiş olduğu, paylaşılan değerlerle
mükemmel bir uyum halindedirler. Zira bu, farklılıkları düşmanlık ve nefret
kaynağı olarak istismara terk etmek yerine, korumayı ve bir zenginlik kaynağı
olarak kabul etmeyi esas alan modern çoğulculuk ilkesinin de icabıdır.''
ÖZGÜRLÜKLERİN SINIRI
Şiddet ve çatışma kültürünü esas alan ''Medeniyetler Çatışması'' tezinin
yerine ''Medeniyetlerarası İttifak'' tezinin koyulmadığı sürece hep birlikte
bir felakete doğru sürüklenileceğini bugüne kadar her zeminde ifade ettiğini
hatırlatan Başbakan Erdoğan, mektubunu şöyle sürdürdü:
''Yaşanan son olaylar da ne yazık ki bizi haklı çıkarmıştır. İfadeve basın
özgürlüğü ile bunun mümkün olan her kanalla kullanılması, elbette demokrasinin
vazgeçilmez ilkelerinin başında gelir. Fakat bu ilke, ahlaki bir sorumluluğun
eşliğinde hayata geçirilmek durumundadır. Hiçbir özgürlük, inançların,
değerlerin ve kutsal imgelerin aşağılanması, hakarete tabi tutulması
istikametinde kullanılamaz. Bu gibi özü itibariyle hassas konular üzerinde
düşünmek zorundayız. Bununla birlikte, hayal kırıklığı içinde şiddete
başvuranlar ve şiddeti tahrik ve teşvik edenler, kendi davalarına zarar
vermekte ve haklılıklarını kaybetmektedirler. İslam barış dinidir ve İslam
ülkelerinde yaşayan herkesin canı, malı ve onurunun korunması çağrısını içerir.
İslamın ve Müslümanların savunulması,
İslami öğretilere aykırı yöntemlerle yapılamaz. Türkiye, zenginleştirilmiş
diyalog, uzlaşma ve entegrasyona yönelik tüm hakiki çabaları desteklemektedir.
Attığımız adımların nihai amacı, insanlığın'Çokluk içinde birlik'te yaşama
idealine özgün katkımızı sağlamaktır. Gerek Medeniyetler İttifakı girişiminde
üstlendiğimiz rol, gerek Avrupa Birliği'ne tam üye olma istikametinde
attığımız kararlı adımlar, bu asil gayenin gerçekleştirilmesi içindir.''
Medeniyetlerin, dünyayı kuşatan sorunlara karşı ortak bir mücadeleverecek
kadar güçlü ortak değerler ve kurallar ile ilkelere sahip olduğunu belirten
Erdoğan, büyük çoğunluğun, diğerleriyle kucaklaşmak ve söz konusu değerler
etrafında buluşmak, böylece çatışma teorilerinireddetmek arzusunda olduğuna da
inandığını bildirdi.
Erdoğan, mektupta, ''İslamofobianın Batı toplumlarında daha fazla kök
salmasına sebep olacak politikalardan özenle kaçınmak mecburiyetindeyiz. Bu
kritik noktada, sağduyu ile ve daha ileri bir sorumluluk duygusuyla hareket
etmemiz, azami önemi haizdir. Ortak tarihi tecrübelerimiz ve değerlerimiz bize
izlenmesi gereken yolu göstermektedir. Yalnızca ortak irade göstermekle
yetinmeyerek, mevcut gerilimi ortadan kaldırmak için elimizdeki mevcut tüm
yöntem ve mekanizmaları kullandığımızdan emin olmalıyız'' ifadelerini de
kullandı.
10 Şubat 2006 Cuma
www.sabah.com.tr
Erdoğan'dan dünya liderlerine sağduyu mektubu
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, karikatür krizi ile ilgili yaşanan gelişmelerin ardından dünya liderlerine birer mektup gönderdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, karikatür tartışmalarıyla tırmanan gerilimin sona erdirilmesi amacıyla BM, NATO, İKÖ üyesi ülkeler ile Türkiye'nin büyükelçiliklerinin bulunduğu ülke liderlerine mektup gönderdi.
İslam dünyasını rahatsız eden karikatür tartışmaları ekseninde gelişen bir dizi olay üzerine, küresel barış ve istikrarı tehdit eden tehlikeli mevcut tırmanışı engellemek maksadıyla bu mektubu yazdığını ve kanaatlerini paylaşma gereği duyduğunu kaydeden Erdoğan, mektupta şunları kaydetti:
''Bu müessif hadiseler, Doğu ile Batı, İslam dünyası ile Hıristiyan dünyası arasında yakın zamanlarda hiç görülmeyen ve neredeyse kutuplaşmaya varan bir gerginlik meydana getirmiştir.
Devlet ve siyaset adamlarının akıl ve sağduyuyla hareket etmeleri ve kendilerinden beklenen ortak tavırla ön almalarının küresel barış ve ortak değerlerimizin korunması açısından hayati önem taşıdığını düşünüyorum. Öncelikle, son olayların altında yatan nedenleri anlamaya çalışmalıyız. Müslümanlar, kural olarak, tüm peygamberlere gerekli saygıyı gösterirler. Ayrıca, Hz. Muhammed'e karşı duydukları derin saygı ve İslami öğretilere olan imanlarına karşın iyi niyetli eleştirilere tahammül gösterebilirler. Ancak, Hz. Muhammed'in, açıkça eleştiri sınırlarını aşan bir hakarete maruz bırakılmasını mazur görmeleri beklenemez.
Görülmektedir ki, kimi yayın kuruluşları, bu müessif olayları ifade özgürlüğünün test edilmesi gibi algılamışlardır. İslam dünyasının özgürlük anlayışını ve sabrını test etme niyetinin sergilendiğini de gözlemlemek mümkündür. Hiçbir kültürün diğer kültürlerin hassasiyetlerine hakaret etme hakkı yoktur. Uyum içinde birlikte varolmanın asgari ön şartı, farklı medeniyetler ve geleneklerin karşılıklı olarak birbirlerinin kültürel farklılıklarına saygı duymasıdır. Esasen, bu kültürel farklılıklar, çağdaş demokratik tecrübemizin üzerine inşa edilmiş olduğu, paylaşılan değerlerle mükemmel bir uyum halindedirler. Zira bu, farklılıkları düşmanlık ve nefret kaynağı olarak istismara terk etmek yerine, korumayı ve bir zenginlik kaynağı olarak kabul etmeyi esas alan modern çoğulculuk ilkesinin de icabıdır.''
10 Şubat 2006 Cuma
Erdoğan çıkış önerdi
Erdoğan, Batılı liderlere mektupla, 'İslam fobisini artıracak politikalardan kaçının', Müslümanlara da 'Şiddet, davanıza zarar verir' uyarısını yaptı 11/02/2006
RADİKAL - ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan, Hz. Muhammed
karikatürlerinin Avrupa basınında yayımı nedeniyle İslam âlemi ile Batı
arasındaki gerilimi düşürmek için dünya liderlerine mektup gönderdi.
Başbakan, BM, NATO, İslam Konferansı Örgütü üyesi ülkelere mektubunda, 'İslamofobia'yı
körükleyecek politikalardan kaçınılması çağrısı yaptı. Erdoğan, şu mesajları
verdi:
Mazur görülmesi beklenemez: Bu müessif hadiseler, İslam ve Hıristiyan
dünyası arasında neredeyse kutuplaşmaya varan bir gerginlik meydana
getirmiştir. Devlet ve siyaset adamlarının akıl ve sağduyuyla hareket
etmelerinin ortak değerlerin korunması açısından önem taşıdığını düşünüyorum.
Olayların altındaki nedenleri anlamaya çalışmalıyız. Müslümanlar iyi niyetli
eleştirilere tahammül edebilir ama Hz. Muhammed'in hakaret edilmesini mazur
görmeleri beklenemez.
Özgürlük hak ama...: Olaylar ifade özgürlüğünün test edilmesi gibi
algılanmıştır. Hiçbir kültürün diğerlerinin hassasiyetlerine hakaret hakkı
yoktur. 'Medeniyetler Çatışması' yerine 'Medeniyetlerarası İttifak' tezini
koymazsak felakete sürükleneceğimizi ifade ettik.
Olaylar bizi haklı çıkardı. İfade özgürlüğü demokrasinin vazgeçilmez
ilkelerinin başında gelir. Ama bu ahlaki sorumluluk eşliğinde uygulanmalıdır.
Hiçbir özgürlük kutsal imgelerin aşağılanması yönünde kullanılamaz.
İslam'a zarar: Hayal kırıklığıyla şiddete başvuranlar, kendi
davalarına zarar vermekte, haklılıklarını kaybetmektedirler. İslam barış
dinidir, bu İslam ülkelerindeki herkesin canı, malı ve onurunun korunmasını
da kapsar. İslam, İslam'a aykırı yöntemlerle savunulamaz.
İslamofobiden kaçının: Türkiye, diyalog, uzlaşma ve entegrasyon
çabalarını destekliyor. Amacımız, insanlığın 'çokluk içinde birlik'te yaşama
idealine özgün katkıdır. Gerek Medeniyetler İttifakı'ndaki rolümüz, gerek AB
yönündeki kararlı adımlarımız bu asil gaye içindir. 'İslamofobia'nın Batı'da
kök salmasına sebep olacak politikalardan kaçınmak mecburiyetindeyiz.
Hakarete lanet yağıyor; Solana, krizi yatıştırmak için Ortadoğuya gidiyor.
Başbakan Tayyip Erdoğanın, krizi yatıştırmak için yazdığı mektup da
dün dünya liderlerine gönderildi.
Hz. Muhammede (sas) hakaret içeren karikatürlerin yayınlanmasına yönelik
öfke seli dün de devam etti. Türkiye dahil onlarca ülkede cuma namazı
sonrası protesto gösterileri düzenlenirken medeniyetlerarası barış çağrısı
yapıldı.
Gerginliği dindirmeye yönelik diplomatik çabalar da sürüyor. Bu çerçevede, AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana, önümüzdeki hafta Ortadoğu turuna çıkarak kriz sonrası gerilen ilişkileri onarmaya çalışacak. Gezisine hafta başında S.Arabistan ile başlayacak olan Solana, Kral Abdullah ve İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu ile bir araya gelecek. Mısırda Hüsnü Mübarek ve Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa ile görüşecek olan Solana, ardından Ürdün, Filistin ve İsraile geçecek.
Başbakan Tayyip Erdoğanın, krizi yatıştırmak için yazdığı mektup da dün dünya liderlerine gönderildi. Erdoğan, mektupta liderlere sağduyu için ortak girişim çağrısında bulundu. Türkiyenin eşbaşkanlığını yürüttüğü medeniyetler ittifakı projesinin diğer ortağı İspanyanın Dışişleri Bakanı Miguel Angel Moratinos da Danimarkalı meslektaşı Per Stig Möller ile görüştü. Moratinos, Möllerin Danimarkanın medeniyetler ittifakı faaliyetleri ve çalışmalarının tamamına katılmak istediğini belirttiğini kaydetti. İslam dünyasını rahatsız eden karikatürleri yayımlayan Norveç Magazinet Gazetesinin genel yayın yönetmeni, Müslümanları rencide ettiği için pişmanlığını açıklayarak özür diledi. Makedonyada da karikatürleri yayınlayan iki gazete dün özür diledi. İran, iki gazetesinde karikatürler yayınlanan Çek Cumhuriyetini protesto etti; ancak Çek Dışişleri, medyanın yayın tercihine karışamayacaklarını bildirdi. İrandaki gösterilerde, Danimarka ve İngiltere diplomatik misyonları taşlandı; Fransa Büyükelçiliğine molotofkokteyli atıldı. Bir molotofkokteylinin çıkardığı yangın itfaiyecilerce söndürüldü. Mısırdaki gösterilerde Mübarek yönetimi hakarete sessiz kalmakla suçlanırken Danimarka bayrakları yakıldı; bazı göstericiler tutuklandı. Karikatürler, Müslümanların yoğun bulunduğu birçok Batı ülkesinde de protesto edilerek medeniyetlerarası diyalog mesajı verildi. Türk halkı da karikatürleri protesto için dün sokaklardaydı. İstanbul, Ankara, Adana, Konya ve Kayseri gibi iller başta olmak üzere cuma namazı sonrası yapılan yürüyüşlerde Danimarka aleyhine sloganlar atıldı. İstanbul Beyazıt Camiinde Danimarka ve Fransa bayraklarını yakan göstericilerden 9u polis uyarısını dinlemedikleri için tutuklandı. Ülke genelindeki protestolarda yapılan konuşmalarda Batı ile İslam dünyasını karşı karşıya getirmek için karikatürlerin yayınlandığı dile getirilerek Müslümanlardan oyuna gelmemeleri istendi. Hakaret karikatürlerinin sorumlularının derhal bütün Müslümanlardan özür dilemesini isteyen göstericiler, çirkin illüstrasyonları kınadı. Eylemciler, Danimarka mallarına boykot çağrısında bulundu. Konyada yakılan AB, ABD, İsrail ve Danimarka bayraklarına saldıran bazı öfkeli vatandaşlar yanma tehlikesi geçirdi. Dış Haberler Servisi
11.02.2006 www.zaman.com.trAbdulbari Atwan/El Kuds El Arabi
LONDRA - Bu yakma eylemleri gerekçesiz ve esef verici. Ancak bizler aynı zamanda, sorumluluktan yoksun ve iğrenç, faşizan ve alçaltıcı bir şekilde Hz.Muhammede hakaret eden karikatürlerin yayımlanması karşısında, kendilerine ve inançlarına yapılan ağır karalama sebebiyle 1,5 milyar Müslümanın büyüyen öfkesini de anlıyoruz.
İslam inancını karalayan ülkelerin ürettiği malların
ekonomik boykotu, meşru, hukuki ve uygarca bir eylem olmasının yanı sıra etkili
de. Zira Batılı ülkelere en fazla acı veren, ekonomik olarak etkilenmelerdir ve
petrolün 1973 savaşında silah olarak kullanılması, sadece Araplarının başarısına
yol açmamış, aynı zamanda petrole adil fiyatlar sağlamıştır. Şöyle ki; 3 yıldan
az bir süre içinde boykot fiyatları on kat arttırmış, petrol üreten ülkelerde ve
komşularında ekonomik sıçramaya katkısı olmuştur.
Sorumlu gazeteciliğin ahlaki sorumluluktan beslenmesi, sonuçlarını düşünmesi ve
başka dinlerin mensuplarına karşı nefret duygularını körüklemeye çalışmaması
gerekir. Yüce peygamberi karalayan karikatürlerin yayımlanması, açık bir
cehaleti, sadece Müslümanlara değil, dürüst bir diyaloğa inanan, dinler ve
kültürler arasında evrensel uzlaşı ve birlikte yaşamı arzulayan herkesi
karalamayı amaçlayan faşist ve kışkırtıcı bir eğilimdir.
11 Eylül olaylarından bu yana Arap ve Müslümanlara yönelik İslam fobisi olgusu
arttı ve Avrupadaki bazı sağcı medya organlarında Müslüman göçmenlere yönelik
faşizan kampanyalara yansıdı. Şöyle ki; başka uyruk ve dinlerin mensupları değil
de sadece Araplar ve Müslümanlar kasıtlı olarak terörle ilişkilendirildi.
Bu karalama kampanyasına önderlik eden Danimarka gazetesinin yazı işleri müdürü
dürüstçe özür dileseydi, böylesine dikkatsiz bir davranışın felaket etkilerini
kontrol altına almak mümkündü. Fakat bunu yapmadı, kışkırtmaya itina göstererek
ikinci kez yayımlamakta ısrar etti ve hatasını itiraf etmek, kapalı ve ikna
edici olmayan bir özür sunmak için tam 4 ay bekledi.
Danimarkadaki bazı gazetecilerin ve başka Batılı ülkelerdeki arkadaşlarının
onlarla dayanışma ve ifade özgürlüğünü savunma talebi öfkeyi alevlendirdi. Bazı
Yeni Zelandalı ve Avrupalı gazetelerin bu çağrılara karşılık vererek ve Arap ve
Müslümanların duygularına meydan okuyarak karalayıcı resimleri yeniden
yayımlaması esef verici.
İfade özgürlüğü başkalarını karalama ve saldırma özgürlüğü anlamına gelmez.
Şayet bu terör suçlaması Hz. İsa, Hz. Musa veya başka bir dinin peygamberlerine
yöneltilmiş olsaydı, Arap ve İslam başkentleri de dahil farklı dünya
başkentlerinde daha geniş ve art niyetli protestolar izlerdik.
Bizler Avrupada yaşıyoruz ve ifade özgürlüğünün sınırlarını biliyoruz. Hukukun
ve gazetecilerin gazete malzemeleri ve makalelerini yayımlanıp yayımlanmamasıyla
nasıl bir ilişki kurduklarını bildiğimiz gibi, her gazetenin, televizyonun veya
radyonun elinin altında editörler ve yazarların aşamayacağı kırmızı çizgiler
olduğunu da biliyoruz. Zira her gün gazeteler ve televizyonlar binlerce makale,
mektup ve yorum alıyorlar ancak yayımlamıyorlar veya çok sınırlı bir kısmı
okuyucu mektupları köşesinde kendisine yer bulabiliyor.
İngilterede örneğin bir gazete, delil ve kanıtlara sahip olmadan her hangi bir
şahsı terörle suçlayamaz. El Kuds El Arabi gazetesi ve yazı işleri müdürü, iki
Arap hükümeti tarafından hakaret ve lekeleme davaları arkasına gizlenmiş mali
olarak yıpratma amaçlı bir savaşla karşı karşıya kalmıştı. Oysa gazete olarak
biz Arap dışişleri bakanlarından birisinin İsrail nükleer kalıntılarının
ülkesine gömülmesi meselesini incelemeye aldığını zikretmiştik sadece. Bir
defasında da dörtlü isimde hata ettik ve hiçbir art niyet taşımadan Kuveytli
şeyh ile Kuveyt yatırım ofisinin mallarını yağmalayan amca oğlunu birbiriyle
karıştırmıştık.
Şahıslara dokunmak üstün körü de olsa yasanın cezalandırdığı bir suç olarak
görülmekte ancak peygambere alçaltıcı şekilde dokunmak ve terörle damgalamak suç
değil, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmekte..
Arap ve Müslümanlara kin duyan bazı kimselerin yasını tuttukları ifade özgürlüğü
söylemiyle ilgili olarak ne ben ne de her hangi bir İngiliz, Fransız veya
Danimarka gazetesi yayın yönetmeni, Hz. İsanın Japonya, Hiroşima, Nagazaki veya
başka bir kente nükleer bomba atarkenki karikatürlerini yayımlama gücüne sahip
değildir.
Bu ifade özgürlüğü, Ebu Hamza El Masrinin ırkçılığı teşvik suçlamasıyla
tutuklanmasını, meşhur yazar David Arfangın 17 yıl önce yaptığı konuşmada
soykırımı inkar suçlamasıyla hapse atılmasını ve Fransız düşünür Roger
Garoudynin iflas ettirilmesi ve kuşatılmasını engellemedi.
Geriye nazik bir dille şunu söylemek kalıyor: Arap ümmetini ve başkentlerini
günlerce saran bu şiddetli öfkenin başka doğru yönlere de aktarılması gerekli.
Bu yönlerin en önemlileri ise ülkelerimizdeki özgürlük çıtasının yükseltilmesi
ve ulusal davalarımızı akıllı ve uygar şekilde savunmamız. Zira insan kendi
başına özgür değil ve sözleri başka haklı sorunları savunamamakta. Bizlere düşen,
bu öfkeyi içerisi için de olması gerekirken dışarıya yönlendirmeye çalışan
rejimlerden kendimizi kurtararak işe başlamamız.
Baskıcı entrikacı rejimlerin esasında kendilerine yönelik olan bu umutsuz öfke
selini dışarıdaki hedeflere yönlendirmesinden endişe ediyoruz. İfade özgürlüğü
teşvik edilmeli ve korunmalı ancak karşı çıkılan husus, bu özgürlüğün bazı kinci
faşistler tarafından kötü kullanılması.
Londrada yayımlanan El Kuds El Arabi gazetesi Genel Yayın Yönetmeni, 6
Şubat 2006
Arapçadan çeviri: Halil Çelik
ABnin medya patronlarına
Radikal yayınlardan kaçınmaları yolunda ültimatom vereceği öğrenildi.
Zirveye engel Kopenhag
10/02/2006 (417 kişi okudu)
RADİKAL - ANKARA - Türkiye'nin karikatür krizine karşı düzenlemek
istediği 'AB-İKÖ toplantısı'nı başta Danimarka olmak üzere küçük AB
ülkelerinin engel olduğu ortaya çıktı. Edinilen bilgilere göre Türkiye'nin
toplantı çağrısının ardından başta Danimarka olmak üzere birliğin küçük
ülkeleri, AB Dönem Başkanı Avusturya'ya 'dayanışma' ruhunu anımsatarak İKÖ
troykası ile buluşmanın geri adım olacağı uyarısında bulundu. Avusturya da
Ankara'ya 'Birlik ülkeleri anlaşamadı' mesajı iletti. Viyana, iki troykanın
buluşması yerine Gül'ün gelecek ayki AB troykasına katılması fikrini ortaya
attı.
Erdoğan ve Gül
çalışacak
Gül, dün telefonda görüştüğü Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik ile de
ortak açıklama yayımladı. 'İfade özgürlüğünün temel hak olmasına rağmen dini
inançlara saygının' altının çizildiği açıklamada, yaşananların Batı ve İslam
âlemi arasındaki diyalog eksikliğini gösterdiği belirtildi. Aşırı unsurlara
karşı kutuplaşmanın önlenmesinin önemine dikkat çekilerek, BM Genel Sekreteri
Kofi Annan, İKÖ Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu ve AB Dış Politika
Temsilcisi Javier Solana'nın ortak açıklamasının küresel önemi vurgulandı.
Ayrıca Avusturya'nın, 'medeniyetler ittifakı' toplantısına evsahipliği yapmak
istediği belirtildi.
Başbakan Tayyip Erdoğan ise İspanya Başbakanı Luis Rodriguez Zapatero ile
ortak sükûnet çağrısının ardından dünya liderlerine göndereceği mektup
üzerinde çalışıyor. Mektup, çeşitli dillere çevrileceğinden gönderilmesi
gelecek haftayı bulacak. 14 Şubat'ta Alman meslektaşı Walter Steinmeir'i
ağırlayacak olan Gül de 8 Mart'ta AB Troykası, 11 Mart'ta AB'nin Batı Balkan
ülkeleri ile toplantılarında karikatür krizini gündeme getirecek.
Schaeuble'den Erdoğan'a
takdir
Bu arada Almanya'da pek çok siyasi, karikatür krizinde Türkiye'yi takdir etti.
İçişleri Bakanı Wolfgang Schaeuble, Almanya'da Türklerin sorumlu tutumu
sayesinde Müslüman cemaatin ılımlı tepki gösterdiğini söyleyip, Erdoğan'a
mutedil davranılması çağrısı için teşekkür etti. Steinmeir de "Türkiye yapıcı
rol oynamaktadır" dedi.
Putin destek verdi
Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin de Danimarka'yı özür dilemeye çağırmasının
ardından, İspanya Başbakanı Zapatero'nun Erdoğan ile birlikte Medeniyetler
İttifakı projesine ve yayımladıkları sükûnet çağrısına destek verdi.
09 Şubat 2006
www.turkiyegazetesi.com
Karikatür krizi UNESCO'da
Merkezi
Paris'te bulunan Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO)
gündeminde de karikatür krizi var
07.02.2006 www.vatanim.com.tr
İslam
Konferansı Örgütü (İKÖ) üyesi ülkelerin sayısı 50'den fazla olan UNESCO
büyükelçilerinin örgüt bünyesindeki grubunun çalışmaları sonucu konu UNESCO'da
da ele alındı ve bir açıklama yapıldı.
Türkiye'nin UNESCO Büyükelçisi Numan Hazar'ın başkan yardımcısı olduğu bu grup,
UNESCO Genel Müdürü Koichira Matsuura tarafından yapılan ve 'İslam dünyasının
duygularının anlaşıldığı' yorumu yapılan açıklamaya önayak oldu.
"Dini nitelikli karikatürlerin basılmasıyla İslam dünyasında yükselen duygu
yoğunluğunun farkındayım. Görevi gereği UNESCO, kültürler ve medeniyetler
arasında diyalog kurulmasını teşvik eder. Karşılıklı saygı ve anlayışı
güçlendirecek yol ve araçlar arar. Medya ve ifade özgürlüğü tartışmaya açılamaz.
Mevcut durumda, farklı din ve kültürler arasındaki diyalog korunmalıdır. Bu
nedenle iki önemli ilkeyi, ifade özgürlüğü ile bireyin dini ve ahlaki
inançlarına saygıyı, karşı karşıya getirecek her türlü durumun yaratılmasından
kaçınılması çağrısında bulunuyorum."
İspanya'da muhalefet, Erdoğan ve Zapatero'nun mektubunu eleştirdi
'Bu kınama, aşırı dincilere prim vermekten öteye geçemez' iddiası
07.02.2006 www.vatanim.com.tr
Batı basınında
Hz. Muhammed'i tasvir eden karikatürlerin yayımlanmasını kınamak amacıyla
İspanya Başbakanı Jose Luis Zapatero'nun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'la
ortaklaşa kaleme aldığı mektup, İspanya'da hem ana muhalefet partisi hem de
sivil kuruluşlar tarafından ağır şekilde eleştirildi. İki başbakanın ortak
bildirisinin radikal dincileri cesaretlendirdiği iddia edildi.
İspanya'da ana muhalefette bulunan Halkçı Parti lideri Mariano Rajoy, 'İspanya
gibi demokratik bir ülke başbakanının, ifade özgürlüğünü bir kenara iterek
Türkiye Başbakanı ile ortaklaşa, Hz. Muhammed'in karikatürlerini yayımlayan
gazeteleri kınamasının dinci radikallere prim vermekten öteye geçemeyeceğini'
savundu.
'MEDENİYETLER İTTİFAKI İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜN ÖNÜNE GEÇMEMELİ'
Halkçı Parti lideri Rajoy, Medeniyetler İttifakı'nın asla ifade özgürlüğünün
önüne geçmemesi gerektiğini kaydederek, "Doğu için Medeniyetler İttifakı ne
kadar önemliyse, Batı için de ifade özgürlüğü o kadar önemlidir. Batı kendini
özgürce ifade edebilmek için bedel ödemiştir. Şimdi bu bedel bazı fanatikler
tarafından hiçe sayılıyor. İlanla onlara, 'Yaptıklarınız doğrudur' deniliyor"
ifadelerini kullandı
İspanya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Fernando Gonzalez Urbaneja ise, iki
başbakanın tarafları sukunete çağıran bildirisini 'talihsiz bir girişim' olarak
değerlendirdi. Fernando Gonzalez Urbaneja, 'asıl şiddetin, başkalarının fikrine
saygı duymayanlardan geldiğini' ifade ederek, 'bildirinin hoşgörüyü hiçe sayan
topluluklara yönelik olması gerekirken fikirlerini ve düşüncelerini özgürce
kaleme almış insanlara yazılmış olduğunu' idda etti.
İLK RESMİ DESTEK İTALYA'DAN GELDİ
Bu arada, Türkiye ve İspanya başbakanlarının yayınladıkları ortak bildiriye ilk
resmi destek İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi'den geldi. Berlusconi, hoşgörü
ve saygının, Batı'nın vazgeçilmez değerleri olduğunun altını çizerek, dinler ve
kültürlerarası dialoğun, fanatizmi yok etmede büyük rol oynadığını söyledi.
Berlusconi, başkaların dini inançlarıyla alay etmenin demokratik bir değer
olmadığını hatırlatarak, "Bunu çizenler ne kadar haksız ise çizenlere karşı
şiddete başvurmak da o kadar haksızdır" dedi.
MADRID - İspanyada ana muhalefeti yürüten Halkçı Parti, Başbakan Zapateronun ifade özgürlüğünü bir kenara bırakarak, Türkiye Başbakanı ile karikatürleri yayınlayan gazeteleri kınaması köktendincilere prim vermekten öteye geçmez sözleriyle hükümete tepki gösterdi.
Halkçı Parti yetkilileri, yaşanan bu gelişmelerin
ardından Türkiyenin Avrupa Birliği ile ilişkilerinin yeniden gözden geçirilmesi
için harekete geçeceklerini de açıkladı.
İspanyol basınında da Zapatero ve Erdoğanı eleştiren yazılar yer aldı. İspanyol
Austurias gazetesi, bir köşeyazısında Arap hayranı Zapatero, halife Erdoğan ile
Avrupayı İslamlaştırmaya başladı ifadesine yer verdi.
Erdoğan ve Zapatero, karikatür krizinin ardından Herald Tribune gazetesinde bir
köşe yazısı kaleme almış ve medeniyetler arası diyaloğun önemine dikkat çekmişti.
AZNAR: ÖZÜR DİLENMEMESİ GEREKİR
İspanyada geçmiş hükümetlerde 8 yıl başbakanlık yapan Jose Maria Aznar,
karikatürlere gücenen Müslümanlardan özür dilenmemesi gerektiğini savundu.
İspanyol haber ajanslarının verdiği haberde, Washingtonda İspanyol
gazetecilerle konuşan Aznar, İslam dünyasını rahatsız eden karikatürlerin
yayınlanmasından sonra çıkan olayları ve gelişmeleri değerlendirdi. Aznar, Eğer
bir karikatür için özür dilersek, nükleer silahtan konuşurken nasıl bizi ciddiye
alırlar? dedi.
Bazı İslam ülkelerinde yapılan gösterilerde elçiliklerin yakılmasına yönelik
Avrupanın kuşkulu bir tepki verdiğini savunanAznar, Tolerans, yasaya
saygıdır. Yasanın önünde hiçbir ayrıcalık olmaz. Batıdaki demokrasiyle İslam
ülkelerindeki teokrasi arasındaki fark, ifade özgürlüğünden geçer. Son
zamanlarda büyüyen korku, yasaya ve ifade özgürlüğüne saygının sona ermesiyle
başladı yorumunda bulundu.
İspanya eski başbakanı, eylül ayında yayınlanan karikatürlerin şimdi ateş
almasının bir rastlantı olmadığını kaydedip, İrandaki gelişmelerle bağlantılı
olduğunu ima etti.
Aznar, İranın nükleere silaha sahip olmasına karşı uluslararası örgütlerin
birlik içinde çok güçlü ve koordine bir mesaj göndermesi gerektiğini savundu.
10 Şubat 2006 Cuma
Buket Güven
ANKARA-Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, yaşanan karikatür krizinin aşılması için
tarihte farklı kültürleri, dinleri ve toplumları barındıran Türkiyenin dünya
için bir şans olduğunu söyledi. Cuma öncesinde bütün İslam dünyasını sağduyuya
davet eden Gül, şiddet olaylarının İslamla terörü yan yana getirmek
isteyenlerin ekmeğine yağ sürdüğünü belirterek, şiddet gösterilerinin İslama
zarar vereceği uyarısında bulundu.
Gül, mal varlığı ve diğer tartışmaların da erken seçim isteyenlerin bir tuzağı
olduğunu ileri sürerken, bu tuzağa gelmeyeceklerinin altını çizdi. Bakan Gül
Ankara İhlas Medya Grup Başkanlığını ziyaret etti. Ziyareti sırasında İhlas
Medya Grup Başkanı Nuri Elibol, Yardımcısı Murat Odabaş, TGRT Haber Müdürü
Batuhan Yaşar ve dış politika muhabirlerimizin sorularını cevaplandırdı.
Hastalıklı ruhun eseri
* Karikatür krizi ve sonrasında yaşanan gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Basın hürriyeti tabii ki; her tarafta bizim de desteklediğimiz bir şey. Basın
hürriyeti toplumların şeffaflığının bir örneği ama basın hürriyeti demek;
sorumsuzca saygısızlık yapmak, hakaret etmek, kışkırtıcılık yapmak,
tahminlerin ötesinde çatışmaları körükleyecek neticeler çıkartacak işleri
yapmak değildir. Basın hürriyetinin Danimarkada olan olaylarla alakası yok.
Peygamberimizi kimsenin düşünemeyeceği karikatürler içerisinde, bombalalar
beraber takdim etmek, göstermek bunun hürriyetle falan hiçbir ilgisi yok. Bu
tamamen hasta bir ruhu ortaya koyuyor. Açıkçası, bu iş aslında bu kadar
büyümezdi, hasta tipler her zaman çıkabilir ve her yerde sorumsuz tipler
çıkabilir. Dünya yansa bile umurunda olmayacak tipler çıkabilir. Bu olay
çıktığında hemen fark edildi, birçok ülkenin diplomatı, büyükelçisi, bu konuda
dikkati çekip gerekli tedbirlerin alınması için görüşme talebinde bulundu.
Ondan netice alınamayınca bir mektup verildi. Bizim Kopenhag Büyükelçimizin de
içinde olduğu bir heyet tarafından. Bakın siz farkında değilsiniz, bunun
neticelerinden dünyayı yaralayacak neticeler çıkacak dendi.
Zamanında kınanmadı
Eğer o zaman Danimarka Başbakanı Tabii ki basın hürriyeti bizim vazgeçilmez
parçamızdır, değerimizdir, ama bu yapılanları tasvip etmiyorum, kınıyorum
deseydi herşey orda biterdi. Ama ne yazık ki böyle bir basireti gösteremedi.
Şimdi olaylar tabii bütün dünyayı sardı, tehlikenin boyutunun hâlâ farkında
olmayanlar var, ya da yeni yeni uyananlar var. Bir taraftan milyarlar
harcanacak, bir taraftan ordular görevlendirilecek bazı yerleri düzene koyalım
diye ondan sonra da böyle basiretsiz ve sorumsuz, saygısız davranışlar.
Meseleyi yönetememek yüzünden büyük sorunlarla karşı karışaya kalacağız.
Afganistana bakın 3-5 kişi ölüyor. Irakta bu konuyla ilgili olaylar oluyor.
Avrupanın kendi içinde ABDnin kendi içerisinde çatlaklar oluşmaya başladı.
Bu tamamen basiretsizliğin ve saygısızlığın bir neticesidir doğrusudur. Şimdi
epeydir farklı dinler, farklı kültürler farklı tarihi geçmişten gelen
insanların daha iyi diyalog içinde olması ve daha iyi ittifaklar yapılsın
tekliflerinin ortaya çıktığı bir ortamda bunun ortaya çıkması ayrıca önemli.
* Hazreti İsa ile ilgili aynı karikatür çizilseydi tepki ne olurdu.
Aynı tepkiyi gösteririz. Bu bakımdan haklıyken haksız duruma düşmemiz gerekir
uyarılarında bulunuyoruz.
Tepkilerin düzgün olması lazım, gösterilen tepkilerin netice vermesi gerekir.
Gösterilen tepkilerle, bizim aleyhimizde yeni ortamların gelişmesine müsaade
etmemek gerekir. Tepkilerin de düzgün ve anlaşılabilir şekilde yapılması
gerekir. Şiddete asla başvurmamak gerekir, şiddete başvurunca haklı iken
haksız duruma düşersiniz. Bayrakların, büyükelçiliklerin yakılması çok
tehlikeli doğrusu, o zaman bizim de bayrağımızın başka yerde yakıldığında ne
tepki gösterirsek başkası da tepki gösterir, o yüzden göstereceğimiz tepkiler
düzgün olması gerekir ki o dilden anlasınlar. Tam tersine aleyhimize olmaması
gerekir. Şiddet dinde hiçbir zaman sözkonusu değil. Bu işe siyasetin de
karıştırılmaması gerekir, büyükelçilikler bu ülkelerin kontrolü altında,
büyükelçiliklerin Şamda olduğu gibi yakılması çok yanlış bir şey. Hükümet her
türlü tedbiri alıp onlara o fırsatı vermemeli. Kendi aleyhlerinde olmuş oldu.
Zaten Batıda belli bir çevre var, ne yaparsanız yapın Müslümanları terörle
şiddetle beraber gösterme girişimleri var. O açıdan haklıyken haksız duruma
düşmemek gerekir. Hergün neredeyse 4-5 kişiyle konuşuyoruz. Aman dikkatli olun
diyoruz herkese.
Bu tip çatışmalar tahrik edilebilir
* Bunu kışkırtan ülkeler var mı?
Ekonomik protestolar mektuplar, şüphesiz ki bunlar demokratik tepkilerdir.
Herkesin anlayacağı dilden tepkiler. Özellikle otoriter ülkelerde toplumsal
olayları hükümetler isteseydi bunu önleyebilirdi. Büyük hata yaptılar,
Suriyede oldu. İranda Lübnanda... Çok ilginç, belli ki kendileri organize
ederken din adamları, imamların cübbeleriyle kalabalığın önüne geçip
engellemeye çalışmaları bu dikkat çekici. Bunun getirdiği müspet etki çok. Din
adamı kalabalığın önüne geçmiş, kalabalığı durdurmaya çalışmış, bu çok ilginç
bir şeydir.
* Türkiye bu anlamda üstlendiği misyonun gereğini yapabiliyor mu?
Eğer uzak görüşlüyseniz bundan sonraki tehditleri, bundan sonraki güvenlik
meselelerini iyi analiz edersiniz. Herkesin her şeyden haberi olduğu dünyada,
bir yerdeki olumlu ya da olumsuzluğu anında dünyanın her köşesine transfer
edebiliyorsanız. O zaman, bu dünya iyiliklere de çok açık, tehlikelere de çok
açık demektir. Dolaysıyla bu tip çatışmalar, yanlış davranışlarla hemen tahrik
edilebilir. Tahminin ötesinde kötü neticeler verir. Türkiye bunları gördüğü
için medeniyetler diyaloğu girişiminin içinde yer almıştır. BM de bu gidişi
görmüştür. Türkiye-İspanya arasında başlatılan çalışmalar bu açıdan çok önemli.
3-4 sene sonra dünyada ne büyük bir gelişmeyle karşı karşıya kalacağız ve ne
gibi işbirliğine ihtiyaç olacak bunları tahmin bile edemeyiz. Ama düşünmek
lazım.
Medeniyetler ittifakı
* Medeniyetleri buluşturmak için Başbakan Erdoğan ile İspanya başbakanının
yazdığı mektubu nasıl değerlendiriyorsunuz?
İlk gün o mektubu düşündük biz. Biz düşündük İspanyollar da çok katkı verdiler.
Sıcağı sıcağına yapılan hareketti o. Çok olumlu tepki buldu. Daha sonra BM,
İKO Genel Sekreterleri ve Solana üçünün yayınladığı bir bildiri oldu.
Pazartesi günü Solana Ciddedeki toplantıya katılacak. AB Dönem başkanı ve
birçok Avrupalı bakanla ve İslam Konferansı Dönem Başkanı Yemen ile birçok
istişarelerimiz oldu. Neler yapılabilir, ne olur? Üçlü bildiriyi teklif ettik.
Hemen olsun dedik. Şimdi artık orta ve uzun vadeyi düşünmek gerekir. Onun da
çalışmaları yapılıyor.
* BM, AB, İKO ve dini liderlerin katılımıyla bir toplantının yapılacağı ifade
ediliyor. Gelişmeler nedir?
Biz hemen bu haftanın içerisinde yapalım dedik. Doğrusu pratik sebeplerle
yetişmedi. Biraz orta vadeye yaydık.
Değerimizi anladılar
* Son olayların Türkiye AB ilişkisine olumsuz etkisi olabilir mi?
Hayır tam tersine. AB dünya üzerinde küresel bir oyuncu ise Türkiyenin
önemini daha çok anlaması gerekir. Türkiye bunu daha önce fark etmiş, ikaz
etmiş. Bütün bunlar Türkiyenin bu konudaki önemini ortaya çıkartıyor. Bu
arada AB ile fiili müzakereler çok iyi gidiyor. Kıbrısın veto etmesi söz
konusu değil. Çünkü teknik bir iş o.
* Kıbrısta gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cumhurbaşkanı Talatın asker çekilebileceği sözleri hangi ortamda söylenmiş,
iyi bakılması gerekir. Eğer Adada çözüm olmuş olsaydı. Zaten askerimizi
çekiyorduk. Kalıcı bir çözüm olursa niye dursun ki askerimiz. Rumlar aslında
askerimizin çekilmesini reddettiler. Dışarıda Ada şu sayıda askeriniz var
dediklerinde kalmasını Rumlar istediler diyoruz. Bizim Kıbrısta yolumuz belli.
Eylem planına ister destek çıksın ister çıkmasın. KKTCnin kökleşmesi,
sağlamlaşması, kendi ayakları üzerinde durabilmesi için ne gerekiyorsa
yapıyoruz. Biz üzerimize düşeni yaptıktan sonra bütün dünyaya da bunu
gösterdikten sonra hatta zorladıktan sonra yapabileceğimiz bir şey yok. Şu
anda biz Kıbrısı adım adım meşrulaştırıyoruz ve güçlendiriyoruz. Dünyayı
Kıbrısa daha çok açıyoruz. Kıbrısta sağlam bir ekonomi oluyor. Ek protokolün
bir zamanı ve zemini var. Kıbrıs konusunda sağlam bir şekilde doğru istikamete
ilerliyoruz.
Diplomasi yolları açık
* Türkiye İran probleminin neresinde?
İran enerji konusunda nükleer araştırmalar yapıyor. Uluslararası Atom Enerjisi
Ajansının bir üyesi olduğu için ve protokolleri imzaladığı için bu konuda
şeffaf davranması gerekiyor. Ajansla daha çok işbirliği yapması gerekiyor. Bu
konuda ajansın bazı şüpheleri var. Peşin bir suçlama sözkonusu değil. Problem
burada, bununla ilgili İran da hayır biz şeffafız diyorlar. Neticede
Güvenlik Konseyine bu konunun gitmesi ama şartlı olarak gitmesi
kararlaştırıldı. 6 Mart tarihine kadar hâlâ diplomasi yolları açık.
Yapılabilecek çok şey var. Türkiye dahil birçok ülke de gayret sarfediyor. Bu
eninde sonunda diplomasiyle hallolacak bir iş. Askeri operasyon sözkonusu
değildir. ABD de böyle düşünüyor.
* Hamasın seçilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ortadoğuda önemli değişiklikler oluyor. Hem İsrailde hem de Filistinde
oluyor. İki tarafın politik yapısı yeni bir şekil alıyor. Hamas seçimi
dürüstçe kazandı. Herkesin şimdi önce bu neticeyi kabul etmesi gerekiyor.
Sonra da Hamasın demokratik bir şekilde hareket etmesi gerekiyor. Kendisine
güçlü bir tarafın çıkması barış yönünde İsrail için de iyi. Barış ve çözüm
için herkesin Hamasa destek olması gerekiyor.
> Cumhurbaşkanlığı seçimini tartıştırmayız
Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışmalarına hiç girmeyiz. Tarihi ve kuralı belli o
kadar. Genel seçim tarihi de belli. Neyi tartışacağız ki. Neden tartışıp da
onların tartışma konularına meşruiyet kazandıracağım. Bu bir tuzaktır. Seçimi
niye tartışacağım ki. Seçim olsa ilk kaçacak kendileri. Niye tartışalım.
Cumhurbaşkanını bu parlamentonun seçmesini istemiyor, halkın da seçmesini
istemiyor. Türkiyede belli bazı kurumların başkanları seçsin diyecekler,
aslında. Mahkemeler, YÖK Başkanı ve bazı kurumların başkanları, bunlar seçsin
diyecekler. Halka güvenmez, parlamentoya güvenmez neye güveniyorsun o zaman.
Yapılan şeyler demokrasiyi zayıflatmak. Hiç tartışmayız. Söyleyebilseler
bunları söyleyecekler.
> Papaz cinayeti münferit bir olay
Trabzondaki olay kabul edilecek bir olay değil. Çok üzgünüz, çok da kınıyoruz.
Ancak münferit bir olay. Güvenlik zaafiyeti yok. Ama burada dikkat etmemiz
gereken şey bu tip olaylar nasıl motive oluyor. Neden böyle bir çocuk çıkıyor.
Polis kayıtlarında bir şey var. Basın kuruluşları o tarafına ağırlık
vermiyorlar. Çünkü o şekilde yansımasını istemiyorlar. Çocuğun çok
etkilendiğim dediği bazı filmler var. Türkiyede körüklenen adeta insanların
vatanseverlik duygularının tamamen ticari çıkara dönüştürüldüğünü görüyoruz.
Son filmleri böyle görüyorum açıkçası. Bunların gençler ve halk üzerinde
etkileri var. Yazık ama o da genç bir çocuk.
09 Şubat 2006
www.turkiyegazetesi.com
Nihayet ortak inisiyatif
AB, İKÖ ve BM ortak bir açıklamayla Hz. Muhammed karikatürlerini de, protestoların şiddete dökülmesini de kınadı. Ama bu kez Danimarka'nın sanal âlemdeki en az 600 sitesi çökertildi
09/02/2006 (146 kişi okudu) www.radikal.com.tr
BRÜKSEL - Batılı gazeteler Hz. Muhammed karikatürü yayımlama inadından
vazgeçmezken, BM, AB ile İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) hem ifade özgürlüğü hem
dini değerlere saygı çağrısı yaptı. Ancak İslam âlemindeki dinmeyen tepkiye bu
kez de sanal âlemde Danimarka'nın en az 600 web sitesinin 'hack'lenmesi
eklendi.
Dün BM Genel Sekreteri Kofi Annan, AB Yüksek Temsilcisi Javier Solana ve İKÖ
Genel Sekreteri Ekmelettin İhsanoğlu'nun ortak açıklamasında, "İfade
özgürlüğünü bütünüyle destekliyoruz. Fakat İslam dünyasındaki derin üzüntü ve
yaygın infiali anlıyoruz. Son şiddet olayları barışçı tepki sınırlarını aştı.
Diplomatik temsilciliklere saldırıları şiddetle kınıyoruz. Saldırganlık sadece
barışçı İslam görünümüne zarar verebilir" denildi.
AB, İKÖ ile görüşmeler yapması için Solana'yı Cidde'ye gönderiyor. Dönem
Başkanı Avusturya, ziyareti "Şiddeti önlemek için uluslararası fikir birliği
arıyoruz" diye duyurup Arap Birliği ve Körfez İşbirliği Konseyi ile temaslar
olacağını belirtti. Norveç de Müslüman cemaatten bir heyeti özür mektubuyla
birlikte Ortadoğu'ya gönderiyor.
ABD Başkanı George Bush, Britanya Başbakanı Tony Blair ve Fransa Cumhurbaşkanı
Jacques Chirac, Şam, Beyrut ve Tahran'da elçilikleri yakılan Danimarka'nın
Başbakanı Anders Fogh Rasmussen'e telefonla destek verdi. Bush, "Hükümetleri
şiddeti durdurup masum diplomatları korumaya çağırıyorum" derken, Rusya Devlet
Başkanı Vladimir Putin, Kopenhag'ı özür dilemeye çağırıp, "Çocuk pornosunu
kınarken ifade özgürlüğünün ardına saklanmıyoruz" dedi.
Chirac basına çattı
Son olarak Fransa'nın haftalık mizah dergisi Charlie-Hebdo Hz. Muhammed
karikatürlerini yeniden basarken, Chirac, editörlere "Provokasyonları
kınıyorum" diye yüklendi. Karikatürlerin basıldığı ilk ülke olan Danimarka'nın
yaklaşık 600 web sitesi ise 'hack'lendi. Web sitelerine yönelik saldırıları
izleyen Zone-H'ya göre, Danimarka dışındaki sitelerin de 'hack'lenmesi halinde
bu sayı bine ulaşabilir. İlginçtir, çökertilen siteler arasında Danimarka
hükümeti ve karikatürleri ilk yayımlayan gazete Jyllands-Posten yok.
Sitelerin geligüzel seçilerek çökertildiği sanılıyor. Bir sayfaya yanlış
İngilizce imlayla 'Danimarkalılar, öldünüz' yazısı çıkarken, fotoğrafçı Thomas
Jorgensen'in yönettiği siteye Danimarka bayrağına sarılmış bir kuklanın
boynundan asılmış görüntüsü konuldu. Solcu yayımevi Informationsforlag'ın web
sitesine Arapça ve İngilizce olarak 'Allahu Ekber, Cihad yolumuzdur' mesajı
bırakıldı.
Afganistan'da ABD üssüne yürüyenlere ateş açılınca dört kişi öldü. Endonezya,
Keşmir, Bangladeş gösterilerle sarsılırken, Filistin'in El Halil kentinde
Avrupa gözlem misyonu basıldı. (Dış Haberler)
Özgürlüğün sınırı tanımlanmalı
Turan YILMAZ-Hasan TÜFEKÇİ/ANKARA 9 Şubat
2006
www.hurriyet.com.tr
Erdoğan, İslam dünyası ile Batıyı karşı karşıya getiren karikatür krizine
değinirken, "Sınırsız özgürlük var mıdır? Önce bunun tanımı yapılmalı" dedi.
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, özgürlüklere karikatür kriteri
getirileceğinin mesajını verdi. Erdoğan, "Özgürlüklerin sınırsız olmadığını,
önce bunun tanımının yapılması gerektiğini" belirterek, Türkiyede buna
yönelik süreci başlatma düşüncesinde olduğunu söyledi. Erdoğan, bu
konudaki çarpıcı açıklamayı, Arap dünyasının CNNi diye nitelenen El Cezireye
dün akşam verdiği mülakatta yaptı.
ÖZGÜRLÜĞÜN SINIRI
Hürriyetin edindiği bilgiye göre, İslam dünyası ile Batıyı karşı karşıya
getiren karikatür krizine değinirken, "Sınırsız özgürlük var mıdır?
Önce bunun tanımı yapılmalı. Bunun tanımı yapılmadığı sürece bundan sonra
da kişilerin, toplumların ve inanç gruplarının özgürlüğüne tasallut eden gruplar
ortaya çıkacaktır" dedi.
SINIRLAR BELİRLENMELİ
"Önce bunu halletmeliyiz" diyen Erdoğan, ardından da Türkiyeye
yönelik önemli bir mesaj vererek, "Ülkemde buna yönelik süreci başlatma
düşüncesindeyim. Her alanda bir sınır var ve önce bu belirlenmeli,
tanımları yapılmalı ve o sınırda durulmalı" diye konuştu.
BMYE İSLAM FOBİA RAPORU
Erdoğan, karikatür krizine ilişkin de önemli mesajlar verdi. Anti semitizmin
insanlık suçu sayıldığını anımsatan Erdoğan, aynı şeyin İslam fobia için
de geçerli olması gerektiğini söyledi. Erdoğan, bu konuda çalışma
yaptıklarını da belirterek, bu çalışmanın sonuçlarını BM ile paylaşacaklarını da
bildirdi.
CUMA NAMAZI UYARISI
Erdoğan, karikatür kriziyle ilgili İslam ülkelerindeki gösterileri
değerlendirirken de, özellikle Cuma uyarısında bulundu. Cuma
namazlarının istismar edilmemesi gerektiğini belirten Erdoğan, "Adımlar
bilinçli atılsın, kimse zarar görmesin" mesajını verdi.
Danimarka krizi idare edemedi
MODEL BM toplantısına konuşmacı olarak katılan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman
Demirel, "Karikatür krizi talihsiz bir olaydır" dedi. Türkiyenin ABye "muhakkak"
gireceğini, ABnin bunun için söz verdiğini belirten Demirel, "İslamın ve
Hıristiyanlığın ortak noktaları bulunuyor. İki din de barışçı dinlerdir. Bunlara
dikkat etmek gerekir. Karikatür krizini Danimarka hatalı idare etmiştir" dedi.
AB ve İKÖnün kriz işbirliği
9 Şubat 2006 www.hurriyet.com.tr
Danimarkada yayınlanan Hz Muhammed karikatürlerinin dünya çapında yarattığı
infialin ardından olayların büyümesi üzerine, Avrupa Birliği ve İslam Konferansı
Örgütü birlikte hareket etme kararı aldı.
Dün de Afganistandaki bir mitingte dört kişinin ölmesiyle İslam ülkelerinde
gerçekleşen protesto gösterilerinde hayatlarını kaybedenlerin sayısı 13e
yükseldi. Tırmanan kriz üzerine, AB ve İKÖnün, önceki gün Birleşmiş Milletleri
de yanlarına alarak yayınladığı ortak "uyarı" bildirisinin ardından, dün de iki
örgütün daha etkin bir politika güdeceğinin sinyali verildi. Buna göre AB Dış
Politika Şefi Javier Solana, gelecek hafta Ortadoğuya giderek bizzat temaslarda
bulunacak.
Dün bir açıklama yayınlayan Solana, karikatür krizinin Müslüman ve Müslüman
olmayan dünya arasındaki ilişkileri ciddi biçimde yaralayabileceğini belirterek,
"AB vatandaşları ve Arap dünyası vatandaşları arasındaki ilişkiler yıllar boyu
süren büyük çabalarla geliştirildi. Bu ilişkilerle oynanmasına izin vermemeliyiz"
dedi. Solana, pazar veya pazartesi günü başlatacağı gezisinden önce Suudi
Arabistanın başkenti Ciddede İKÖ Başkanı Ekmeleddin İhsanoğlu ile görüşecek.
Solana, Mısır, Ürdün ve Filistinde de siyasi liderlerle bir araya gelecek.
Solana ve İhsanoğlu, BM Genel Sekreteri Kofi Annan ile birlikte önceki gün
imzaladıkları ortak bildiride, "İfade özgürlüğü hakkını destekliyoruz. Ama İslam
dünyasında oluşan derin acı ve öfkeyi de anlayabiliyoruz" ifadesi kullanılmıştı.
09.02.2006 PERŞEMBE www.zaman.com.tr
TBMM Başkanı Bülent Arınç, karikatür kriziyle ilgili olarak, AB üyesi ülkelere ve karikatürün yayımlandığı Ürdün ile Yeni Zelanda'nın parlamento başkanlarına mektup gönderdi.
ANNAN SAYGI İSTEDİ
BM Genel Sekreteri Kofi Annan, Hz. Muhammed'i tasvir eden karikatürlerin
yayımlanmasının yol açtığı tartışmadan kaygı duyduğunu söyledi. Annan, basın
özgürlüğünün dini inançlara saygı göstermesi gerektiğini belirtti. Annan,
farklı inançlar ve geleneklerden olan insanlar arasındaki yanlış anlaşılmalar
ve düşmanlıklar, diyalog ve karşılıklı saygıyla aşılır dedi.
Olayın gelişimi
Karikatür olayı, aslında bir kitap yazımı sırasında başladı. Danimarkalı yazar,
Kare Bluitgen, çocuklar için, Hz. Muhammed'in hayatını anlatan bir kitap
hazırlıyordu. Bunun içine çizgi-resimler koymak istemişti.
Bunu karikatüristlerin yapabileceğini düşünmüş ve bazılarına başvurmuştu.
Fakat, sonuç alamamıştı. Başvurduklarının hepsi bunu riskli bulmuştu. Çünkü
Müslümanlar, Hz. Muhammed'in resimlenmesini kabul edemezlerdi.
Bluitgen'in bu girişiminin sonucu, gazetelere yansıdı. Hollanda'da öldürülen
film yapımcısı Theo van Gogh'un akıbeti hatırlandı. "Karikatüristler de
korkuyor mu?" sorusu ortaya çıktı.
Danimarka'da muhafazakâr eğilimli Jyllands-Posten gazetesi, bunu bir düşünce
özgürlüğü konusu haline getirdi ve 12 karikatüriste Hz. Muhammed karikatürleri
hazırlattı. Bunları 30 Eylül 2005'te yayımladı.
Buna önce yerel tepkiler geldi. Danimarkalı Müslümanlar, gazeteyi protesto
etti. Karikatüristlerden üçü ölüm tehdidi aldıklarını bildirdiler.
Ekim ayında, tepkiler bazı İslâm ülkelerinin temsilcilerince dile getirildi.
19 Ekim'de Suudi Arabistan ve Pakistan Büyükelçilerinin öncülük ettiği,
Türkiye'nin de katıldığı bir 'protesto mektubu', Danimarka hükümetine verildi.
Mektupta, hükümetin bu yayınlar karşısında önlem alması isteniyordu. Başbakan
Rasmussen ise, buna karşı "Bizde basın özgürlüğü vardır. Ben hiçbir şey
yapamam" dedi.
İslam ülkeleri, girişimlerini diğer devletler nezdinde de sürdürdüler. Avrupa
Birliği ülkeleri ise değişik tutumlar takındılar. İngiltere'yle birlikte bir
kısım ülkeler, "Müslümanların duyarlılığına saygılı olunması" gerektiğini
belirttiler. Bir kısmı sessiz kalmayı tercih etti. Avrupa Birliği dışından da,
ABD, Müslümanları rahatsız edici tutumları kınadı.
O arada, İslâm ülkelerinde Danimarka mallarına karşı boykotlar başladı.
Bunlar giderek yaygınlaştı.
Geçen ay içinde ise, kimi Avrupa ülkelerinin bazı gazeteleri, karikatürleri
yayımlayan Danimarka gazetesiyle dayanışma içine girme gerekçesiyle, aynı
karikatürleri yayımladılar. Fransa, İsviçre, Macaristan, Polonya, Norveç ve
İspanya'da bu dayanışmaya giren gazeteler oldu.
Ve gelişmeler tırmana tırmana, bugünkü aşamaya geldi.
M. Metinsoy www.radikal.com.tr
Ankara karikatür krizi için devrede
![]() 'Medeniyetler İttifakı' girişiminin öncüleri olan Erdoğan ile İspanya Başbakanı Luis Rodriguez Zapatero, sükûnet çağrısı yaptı. |
Batı basınında Hz. Muhammed karikatürleri yayımlanmasıyla başlayan krizin çözümü için Ankara inisiyatif aldı. Erdoğan dünya liderlerine mektup yazacak
07/02/2006 www.radikal.com.tr
RADİKAL - ANKARA - Avrupa basınında Hz. Muhammed karikatürlerinin yayımının yarattığı öfke dinmezken, dün yaklaşık 7.5 saat süren bakanlar kurulu toplantısında da karikatür krizi ele alındı. Toplantı sonrası Başbakan Recep Tayyip Erdoğan krizle ilgili olarak dünya liderlerine mektup yazacağını açıklarken, Türkiye, AB ve İslam Konferansı Örgütü'nü (İKÖ) bir araya getirecek yeni bir inisiyatif için harekete geçti.
'Sonuna dek takipçisiyiz'
Bakanlar Kurulu sonrası AKP Merkez Yürütme Kurulu toplantısına giderken soruları yanıtlayan Erdoğan, "Türkiye Başbakanı olarak AB liderlerine, diğer dünya liderlerine ve İslam dünyasındaki liderlere yazacağız. Üzerinde çalışmalar yapılıyor, İKÖ'nün de çalışmaları var. Biz troykanın da toplanmasını istiyoruz. Bu konuda da çalışmalar var, işin sonuna kadar takipçisiyiz" dedi. Medeniyetlerarası ittifakın geliştirilmesi yolunda adımlar atılan bir dönemde yaşanan karikatür olayının İslam dünyasında istenmeyen hareketlere neden olduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Ancak kırma, yakma ve dökmeyi tasvip etmiyoruz. Edepsizce, ahlaksızca ve özgürlük tanımının yanlış yorumlanarak bir peygambere saldırıyı da kabul etmemiz mümkün değil. Bazıları Türkiye'de Hz. İsa'ya saygısızlık yapıldığını yazmış; ben böyle bir olayı ne gördüm ne de şahit oldum. Olsa biz tepki gösterirdik" diye konuştu. Erdoğan, bazı AB ülkelerinden gelen Türkiye'ye ve İslam ülkelerine gitmeyin yönündeki uyarıyı yanlış bulduğunu söyledi.
Türkiye, AB ve İKÖ'nün üçer ülkeden oluşan troyka yönetimleri, üç semavi dinin yüksek düzeyli temsilcileri ve BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ı buluşturmayı planlıyor. AB adına dönem başkanı Avusturya, Finlandiya ve Avrupa Komisyonu'nun, İKÖ adına ise Türkiye, Azerbaycan ve Yemen'in yer alacağı toplantı sonrası tarafları 'itidale' çağıran bir bildiri yayımlanması öngörülüyor. Toplantı yeri olarak ise 'krize kaynak ülkelere uzak ama uluslararası basının kolayca ulaşabileceği bir yerde' olması planlanıyor.
Gül: Haksız düşmeyelim
Dün Dışişleri'nde yapılan toplantıda da Bakan Abdullah Gül'ün "Ne olacaksa olsun deyip oturup bekleyemeyiz" dediği öğrenildi. Dışişleri Bakanı'nın tarafları ikna etmek için telefon diplomasisi de başlattığı kaydedildi. Gül, Lübnan ve Suriye'deki şiddet eylemlerini tasvip etmediklerini belirtirken, basın özgürlüğünün sınırlarına vurgu yaptı. Gül, "Basın hürriyeti demek, limitsiz, herkesin her şeyi yapması, yazması, çizmesi, hakaret etmesi, neticesi ne olursa olsun aklına geleni yapması anlamına gelmez şüphesiz ki" dedi. Gül şiddet olaylarını da, "Bütün Müslümanların haklıyken haksız duruma düşmemeleri gerekir. En önemli şey, haklıyken size sempati varken, birdenbire haksız duruma düşmemek gerekir" diye eleştirdi. Dışişleri Bakanı, "Hükümet olarak, ayrılıkçılık, ırkçılık, dinler arasında ayrım gibi tüm konulara karşı, uluslararası platformlarda, ikili görüşmelerde sürekli dikkat çekiyoruz" diye konuştu. Karikatürlerin ilk kez yayımlandığı Danimarka'yı 'Dikkatli olun, ileride kontrol edilemeyecek gelişmeler olabilir' diye uyardıklarını anlatan Gül, "Anti-İslam, ne yazık ki bazı ülkelerde anti-semitizmin yerini almaya başladı. Buna karşı dikkatli olmalıyız" dedi.
Bakanlar kurulu sonrası Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek de Türkiye'nin tek başına girişimlerinin yetmeyeceğini belirterek şöyle konuştu: "En başta uluslararası kuruluşların ve sivil toplum kuruluşlarının sorumluluk üstlenerek bu gerginliği ortadan kaldırması gerekmektedir. Dışişleri Bakanımız ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın ile benim de katılacağımız toplantıyı yapmaya çalışıyoruz. Türkiye olarak atmamız gereken bazı adımlar var. Bunların biraz daha detaylandırılması suretiyle Türkiye bugüne kadar sürdürdüğü çabalara yenilerini eklemek istiyor."
Türkiye: Karikatür yayınlanması
talihsizlik
ANKARA(ANKA)
Dışişleri Bakanlığı, Hz. Muhammed karikatürlerinin Danimarkanın ardından
diğer Avrupa ülkelerinde de yayınlanmasını "talihsizlik" olarak nitelendirdi.
Dışişleri Sözcüsü Namık Tan, "Kültürlerarası diyaloğun öneminin arttığı bu dönemde farklı din, dil ve kültürden gelen tarafların daha uzlaşmacı bir yaklaşım sergilemesini bekleriz" dedi.
Namık Tan, olağan haftalık basın toplantısında bir soru üzerine Hz.Muhammed karikatürlerinin Danimarkanın ardından ve "epeyce bir süre geçtikten sonra" çeşitli Avrupa ülkelerinin gazetelerince yayınlanmasını bir "talihsizlik" olarak değerlendirdiklerini belirtti. Tan, "Kültürlerarası diyaloğun öneminin arttığı bu dönemde farklı din, dil ve kültürden gelen tarafların daha uzlaşmacı bir yaklaşım sergilemesini bekleriz" diye konuştu.
Bu konuda basına da görev düştüğünü ifade eden Tan, basının konuya tahrik eden bir yaklaşımı ile ele almaması gerektiğini vurguladı.
2 Şubat, 2006 14:06:00 (TSİ)
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Namık Tan, Hz.
Muhammed'in karikatürlerinin Avrupa basınına yansımasının talihsizlik olduğunu
söyledi.
Tan, haftalık basın toplantısında konuya ilişkin açıklamalarda bulundu.
Sözcü Tan, ''Hz. Muhammed'e ilişkin karikatürlerin önce Danimarka, sonra
Norveç, ardından da diğer bazı Avrupa basın organlarında yer alması ve
özellikle aradan epeyce süre geçtikten sonra Almanya, Hollanda ve İtalya gibi
Avrupa ülkelerinin basınına yansımasını bir talihsizlik olarak
değerlendiriyoruz" ifadesini kullandı.
Tan, kültürlerarası diyalogun öneminin arttığı bu dönemde farklı din, dil ve
kültürden gelen tarafların daha uzlaşmacı bir yaklaşım sergilemesini
beklediklerini söyledi.
Emniyet Sözcüsü, ''basınımızın ve uluslararası basının konuyu tahrik etmek
yerine, suhuletli bir yaklaşımla hareket etmesinin uygun olacağını
değerlendirmekteyiz'' dedi.
Olayın gelişimi
Danimarka'nın muhafazakar gazetesi Jyllands-Posten'in 30 eylülde yayımladığı
12 serilik Hz. Muhammed karikatürlerini 10 ocakta yayımlayan Norveç gazetesi
Magazinet'te yayımlanmıştı.
'İfade özgürlüğü' adı altında yayımlanan karikatürler, daha sonra Alman Die
Welt gazetesinde, dün de France Soir gazetesinde yer aldı.
İslam dünyasından gelen tepkiler üzerine, karikatürü ilk yayımlayan Danimarka
Jyllands Posten gazetesi geri adım atarak, Müslüman dünyasından özür dilemiş,
Norveç gazetesi Magazinet de 'üzüntülerini' bildirmişti.
Karikatürlerin yayımlanması, İslam dünyasının tepkisini çekti ve birçok
Müslüman ülke, örgüt ve kurum, Danimarka ve Norveç ürünlerini boykot
çağrısında bulunuyor.
Tepkiler de gün geçtikçe artıyor. Gazze'de silahlı Filistinli gruplar, bir
bildiri yayımlayarak Fransa ve Danimarka'yı tehdit etti.
El Aksa Şehitleri Tugayları ile Halk Direniş Komitesi imzalı bildiride, Gazze
ve Batı Şeria'daki bütün Fransız, Danimarkalı ve Norveçlilerin hedef alınacağı
tehdidinde bulunuldu.
Norveç hükümeti de Filistinli silahlı grupların Danimarka, Norveç ve Fransa
vatandaşlarının hedef alınacağı tehdidinde bulunmasının ardından, Batı
Şeria'daki temsilciliğini halka kapatma kararı alındığını açıkladı.
Norveç Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Rune Bjaastad, Hz. Muhammed'in
karikatürlerinin Danimarka, Norveç ve Fransız gazetelerinde yayımlanmasının
ardından, Filistinli iki silahlı gruptan tehdit geldiğini hatırlatarak, bu
tehditleri ciddiye aldıklarını söyledi.
Avrupa basınında çıkan Hz. Muhammed karikatürlerini protesto eden Gazze'deki
bir grup da, Avrupa Birliği bürosu kuşatmasını sona erdirdi.
Bu arada, ürünleri boykot edilen İsveç-Danimarka sütlü mamuller şirketi Arla
Foods, Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) yağ sıkıntısı olasılığını bildirdi.
Arap ve Müslüman ülkelerde tüketilen Danimarka ürünlerinin boykot çağrısının
ilk hedeflerinden biri olan şirketten yapılan açıklamada, BAE piyasasındaki
pay oranlarının yüzde 65-70 olduğu ve satış yapmazlarsa piyasada yeterince yağ
olmayacağını duyurdu.
Danimarka: "Boykot güçlenebilir"
Hz. Muhammed karikatürlerinin Avrupa basınında yayımlanmasının ardından
tepkiler büyürken Danimarka Dışişleri Bakanı Per Stig Möller, Hz. Muhammed'in
karikatürlerinin başka gazetelerde de yayımlanmasının, hali hazırda Danimarka
ürünlerini boykot eden Arap ülkelerindeki boykotu daha da güçlendirebileceği
uyarısında bulundu.
Börsen gazetesinin haberine göre, Bakan, ''boykotun daha da yayılmasını
bekleyebiliriz. Hala tavırlarını belirlemeyen ülkeler var ve şimdi de Fransa,
Almanya ve Avusturya gibi ülkeler karikatürleri yayımladı. Bu olayları
alevlendirebilir'' ifadesini kullandı.
Bu arada, Finlandiyalı Müslümanların da Danimarka'dan gelen ürünleri protesto
etme kararı aldığı bildirildi.
NTV Şubat 2006 Perşembe
Karikatürü yayımladı, işinden oldu
PARİS - Danimarkada bir gazetede Hz. Muhammedin
karikatürlerinin basılmasıyla başlayan tartışma tırmanıyor. France Soirin Mısır
asıllı sahibi Raymond Lakah, karikatürü ön sayfada yayımlayan yazı işleri müdürü
Jacques Lefrancın görevinden alınmasına karar verdi.
France Soirda çalışan gazeteciler, Avrupada ifade özgürlüğünün bir sembolü
olarak karikatürleri basma hakları bulunduğunu savunurken, Lakah, Müslüman
toplumunun duyabileceği her tür mağduriyetten dolayı da üzgün olduğunu söyledi.
![]()
Din temsilcilerinden ortak tepki
![]()
Fansa Dşişleri Bakanlığı da karikatürü yayımlayan gazeteye sert tepki gösterdi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada Fansanın bireylerin dini inançlarını
yaralayanları kınadığı belirtildi.
France Soirın dünkü sayıları Tunusta toplatılmış, Fasta da yasaklanmıştı.
Fransadaki müslümanlar da gazeteyi dava etmeye hazırlanıyor.
![]()
Karikatür gerginliği büyüyor
![]()
Karikatürleri ilk olarak yayımlayan Danimarka gazetesi Jyllands-Postene destek
vermek için Fransa, Almanya, Hollanda, İtalya ve İspanyada 7 ayrı gazete bu
karikatürlere sayfalarında yer vermişti.
Bu arada El Kuds El Arabi gazetesine göre, El Kaideye bağlı Ebu Hafz El-Masri
örgütü, Hz. Muhammede hakaret içeren karikatürlere karşılık olarak Danimarkayı
kanlı saldırılarla tehdit etti.
ARLA FOODS, 125 ÇALIŞANINI İŞTEN ÇIKARIYOR
Danimarka basınında Hz. Muhammed karikatürlerinin yayımlanmasından sonra birçok
Arap ülkesinde boykot edilen Danimarka-İsveç sütlü mamuller şirketi Arla Foods
125 çalışanını işten çıkaracağını açıkladı.
Şirket sözcüsü Astrid Nilsen, satışlarının Arap ülkelerinde cumartesi gününden
itibaren tamamen durduğunu ve günde 1 milyon 340 bin avro kaybettiklerini, bu
nedenle Danimarkanın Bislev bölgesindeki fabrikadan 125 kişinin işten
çıkarılacağını belirtti.
Nilsen, satışların başta Körfez ülkeleri olmak üzere Kuzey Afrika ülkelerinde de
durduğunu kaydetti.
Sözcü 800 kişinin çalıştığı Suudi Arabistanın başkenti Riyaddakifabrika da
dahil olmak üzere Arap ülkelerindeki fabrikalarda, çalışanların işten
çıkarılmasının öngörülmediğini söyledi.
Arla Foods şirketi, Arap ve Müslüman ülkelerde tüketilen Danimarkaürünlerinin
boykot çağrısının ilk hedeflerinden biri olmuştu.
KRİZ NASIL GELİŞTİ?
Danimarkanın Jyllands-Posten adlı gazetesi, 30 Eylülde Hazreti Muhammedi
terörist olarak gösteren 12 karikatür yayınladı. Üç hafta sonra Türkiyenin eski
Kopenhag Büyükelçisi Fügen Okun öncülük ettiği 10 Müslüman ülke büyükelçisi,
Başbakan Anders Fogh Rasmussene imzalı protesto mektubu yollandı. Ancak
Rasmussen randevu talebini geri çevirdi. Jyllands-Posten gazetesi Müslüman
toplumdan özür dilerken, Rassmussen ifade özgürlüğü var dedi.
![]()
Diyanet-Senden karikatür
protestosu
![]()
Karikatürleri yayınlayan Jyllands-Posten gazetesi, karikatürlerin ifade
özgürlüğü çerçevesinde yayınlandığını ve İslama yönelik bir kampanya olmadığını
açıkladı. Avrupa Birliği de, boykotun sürmesi halinde adresin Dünya Ticaret
Örgütü olacağını duyurdu.
Ardından Norveçin Magazinet gazetesi, tartışmalı karikatürleri yeniden
yayınladı. 26 Ocakta Suudi Arabistanın Danimarkadaki elçisini geri çağırması
ve Danimarka ürünlerini boykot etme kararıyla birlikte kriz büyüdü. Çeşitli
Ortadoğu ülkelerinde protestolar düzenlendi. Hamas ve Mısırlı Müslüman Kardeşler
de, dünya çağında Danimarka ürünlerine boykot çağrısı yaptı. Akabininde maskeli
El Fetih üyeleri, Gazzedeki AB bürosunu bastı.
YEMENDE GÖSTERİ
Yemenin başkenti Sanaada binlerce kadın ve kız öğrenci, Avrupa gazetelerinde
Hazreti Muhammedin karikatürlerinin yayınlanmasını protesto etti.
Alınlarına Peygamber uğruna ölürüm yazılı bantlar takan çok sayıda siyah
çarşaflı kadın ve kız öğrenci, bu ülkedeki BM temsilcisi Muhammed el Hona bir
mektup ileterek, bu karikatürlerin medeniyetler çatışmasını daha kötü hale
getireceği uyarısında bulundular.
NORVEÇTEN ÖZÜR
Öte yandan, Lübnanı ziyaret etmekte olan Norveç Dışişleri Bakan Yardımcısı
Raymond Johanssen, ülkesinde de bu karikatürlerin yayınlanması dolayısıyla
Lübnan Dışişleri Bakanı Fevzi Salluhtan özür diledi.
Johanssen ile görüşmesinin ardından basına açıklama yapan Salluh, Norveç
Dışişleri Bakan Yardımcısının hükümeti adına özürlerini sunduğunu ve
kendisinden de böyle olayların tekrarlanmamasını istediklerini söyledi.
Johanssen ise karikatürlerin yayınlanmasıyla Müslümanlarca hissedilen hakarete
uğramışlık duygusunu anlayabildiğini, bunun pişmanlık verici ve üzücü bir olay
olduğunu ifade etti.
MOELLER GEZİSİNİ ERTELEDİ
Bu arada, karikatürlerin ilk kez yayınlandığı Danimarka ile Arap dünyası
arasındaki diplomatik kriz nedeniyle Danimarka Dışişleri Bakanı Per Stig
Moeller, Afrika ülkelerine yapacağı geziyi erteledi.
Danimarka Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Moellerin pazartesi
başlayacak Liberya, Fildişi Sahili ve Maliyi kapsayan gezisini ertelediği
belirtildi.
İKÖ, karikatür krizini BMye taşıyor
İslam Konferansı Örgütü (İKÖ), Hz. Muhammede (sas) hakaret içeren karikatürler konusunu Birleşmiş Milletlere (BM) taşıyor.
İKÖ üyesi ülkelerin Cenevredeki BM İnsan Hakları Komisyonu nezdindeki büyükelçileri, bugün toplantıya çağrıldı. Karikatürlerle ilgili gelişmeleri Zamana değerlendiren İKÖ Genel Sekreteri Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu, Konuyu BMye götüreceğiz. dedi. Dinlerarası diyalog çalışmalarına destek veren Batılı din adamlarını bir kez daha konuyla ilgili görüşlerini açıklamaya çağıran İhsanoğlu, İslam dünyası ile 40 yıldır dinlerarası diyalog çabaları içinde olan en yüksek seviyedekiler fikir beyan etmelidir. Peygamberlere karşı davranışta aklıselim ölçüsünde saygı gösterilmeyecekse o zaman dinlerarası diyalogdan söz edilemez. dedi.
Karikatürleri ilk yayınlayan Danimarka gazetesinin özür dilemesi ve Başbakan Rasmussenin yaptığı açıklamanın ardından, gelişmelerin müspet bir yola gireceğine kanaat getirildiğini aktaran İhsanoğlu, Karikatürlerin başka gazetelerde yayınlanması çok üzücü. Hiçbir zaman fikir özgürlüğüne karşı gelmedim. Ancak özgürlüklerin kullanımının, uluslararası normlara ve ahlak anlayışına uygun olması gerekir. dedi.
AGİT tepkili: Endişe verici bir gelişme
İslam dünyasında tepki çeken karikatürlerin Avrupaya yayılmasıyla derinleşen krize ilişkin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatından (AGİT) da uyarı geldi. AGİT Dönem Başkanının Müslümanlara Karşı Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılıkla Mücadele Özel Temsilcisi Büyükelçi Ömür Orhun, Bu, İslam dünyası ile Batı arasındaki fay hattının giderek açıldığını gösteren fevkalade endişe verici bir gelişme. dedi. Zamana konuşan Orhun, ifade özgürlüğünün, başkasının dini bakımdan önem verdiği hususlara saygısızlığı haklı kılamayacağını kaydetti. Süleyman Kurt, Ankara [00:00:00] 02.02.2006 Süleyman Kurt
ZAMAN2 Şubat, 2006 21:30:00 (TSİ)
Seda Serdar/Berlin/CNN TÜRK--
Danimarkanın Jyllands-Posten gazetesinde yayımlanan
Hz. Muhammed karikatürüne tepkiler artıyor.
Gazzede Avrupa Birliği Temsilciliğinin kapatılmasını isteyen El-Aksa Şehitleri
Tugayı büroya baskın düzenlerken, Danimarka polisi Kuran yakma girişiminde
bulunabilecek gençlere karşı önlem alma hazırlıkları yapıyor.
Danimarka Dışişleri Bakanı Per Stig Moeller, camilerdeki cuma hutbesinin Hz.
Muhammed'in karikatürlerinin yayımlanmasının yol açtığı krizin gidişatını
belirleyeceğini söyledi.
Moeller, Ritzau ajansına verdiği demeçte, ''birçok şey imamların vereceği cuma
hutbesinde ne olup biteceğine bağlı'' dedi.
Arap ülkeleri tepkili
17 Arap ülkesinin başbakanları Hz. Muhammed karikatürlerinin yayımlanmasından
sorumlu kişilerin cezalandırılması için talepte bulundu.
Arap Ligi tarafından yapılan açıklamada Danimarka gazetesindeki karikatürün hem
Müslümanlığı hem de peygamberi rencide ettiği belirtildi. Birçok Arap ülkesi
Danimarkadaki elçiliklerini kapatmak istediklerini açıkladı.
Danimarkadaki İslam İnanç Birliği ise, Jyllands-Posten gazetesinin özürünü
kabul etmedi ve özürü yetersiz buldu. Telefon ile yapılan bir bomba ihbarı
sonucunda ise, gazetenin Kopenhag ve ülkenin batısındaki büroları boşaltıldı.
Danimarka radyosu için Epinion araştırma enstitüsü tarafından yapılan ve 579
kişinin katıldığı anketin sonucuna göre, katılımcıların yüzde 79u Başbakan
Anders Fogh Rasmussenin Danimarka adına özür dilememesi gerektiğini düşünüyor.
Yüzde 3ü kararsız kalırken, ankete cevap verenlerin yüzde 18i özür
dilenmesinin gerekli olduğunu düşünüyor.
Gazetenin özür dileyip dilememesi gerektiği konusunda ise, katılımcıların yüzde
62si özüre gerek olmadığını düşünüyor. Yüzde 31i ise özür dilenmesi taraftarı.
Geriye kalan yüzde 7 ise, kararsız.
Bild: "Karikatür provokasyon"
Almanyanın tiraji en yüksek olan gazetesi Bild ise karikatürün bir provokasyon
olduğunu yazdı.
Peter Scholl Latour, Bild gazetesindeki yazısında, İslam dininin putperestliği
önlemek amacı ile Hz. Muhammedin resmedilmesini kesinlikle yasakladığını, Islam
dini ile yüzeysel şekilde ilgilenmiş herhangi birinin bu bilgiye sahip olacağını
yazdı.
Latour, Hz. Muhammedin resmedilmesinin hele bir de vahşi bir terörist olarak
gösterilmesinin Müslümanları ciddi bir biçimde tahrik ettiğini yazdı.
Basın özgürlüğüne saygı
Alman siyasetçiler ise, konuya basın özgürlüğü çerçevesinde yaklaşıyorlar. Alman
Sosyal Demokrat Partinin medya politikaları sözcüsü Jörg Tauss, böyle
yayınlardan dolayı dini duygular rencide edilmiş olabilir. Ancak ben düşünce ve
ifade özgürlüğünden yanayım dedi.
Tauss, Almanyada din, devlet ve medya üçlüsünün birbirinden kesin çizgilerle
ayrılmış olduğuna dikkat çekti.
Yeşiller Partisinden Volker Beck de, "Müslümanlar da Hıristiyanlar ve Yahudiler
gibi mizah unsuru olmaya tahammül edilebilmeli" dedi.
AB'den İslam Konferansı Örgütü'ne telefon
AB Ortak Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Javier Solana, İslam
Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreteri Prof. Ekmelettin İhsanoğlu'nu telefonla
arayarak, karikatür krizini yatıştırma konusunda yardım istedi.
İslam Konferansı Örgütü Genel Sekreterliği'nden yapılan açıklamaya göre Solana,
İKÖ Genel Sekreteri'ni arayarak uzun bir telefon görüşmesi yaptı.
Yapılan görüşmede, Danimarka gazetesinde, ardından Fransız ve Alman
gazetelerinde yayımlanan Hz. Muhammed'in karikatürleriyle ilgili son gelişmeler
tartışıldı.
Görüşmede Solana, İhsanoğlu'na meydana gelen olumsuz gelişmeleri sona erdirmek
için her türlü yardımda bulunmaya hazır olduğunu açıkladı.
Solana, bu gelişmelerin Müslüman ülkelerle ilişkilerini olumsuz etkilememesi
için gerekenlerin yapılmasını söyledi.
İKÖ Genel Sekreteri İhsanoğlu ise Solano'nun bu konu hakkındaki yaklaşımını
olumlu karşıladığını açıklayarak, sorunun daha fazla büyümeden ve zarar vermeden
sona erdirilmesi için işbirliği yapacaklarını bildirdi.
İKÖ Genel Sekreteri İhsanoğlu'nun, Solana'yı örgütün merkezinin bulunduğu
Cidde'ye, karşılıklı görüşmeler için davet ettiği ve bu davetin kabul edildiği
açıklandı.
Fransız bakanla karikatür polemiği
02.02.06
www.milliyet.com.tr
Başbakan Recep Tayyip Erdoğanın, Fransa Dışişleri Bakanı Philippe
Douste-Blazy ile görüşmesinde, "Hazreti Muhammed karikatürlerinin manevi
değerlerimize saldırı" olduğunu söylediği bildirildi.
Edinilen bilgilere göre, Erdoğan-Douste-Blazy görüşmesinde, aralarında
Fransanın da bulunduğu bazı Avrupa ülkelerinde yayınlanan Hazreti Muhammed
karikatürleri konusu gündeme geldi.
Başbakan Erdoğanın, konuyla ilgili olarak Fransız Bakana, "Hazreti
Muhammed karikatürleri manevi değerlerimize saldırıdır.
Basın özgürlüğünün sınırı olmalı. Medeniyetler ittifakının sağlanması için
çaba gösterdiğimiz bir zamanda bu tür yaklaşımlar çatışma kültürüne hizmet
etmektedir. Bunu kabul edilemez buluyorum" dediği öğrenildi.
LAİKLİĞİN ŞARTI
Douste - Blazy ise "Fransa basın özgürlüğünü daima savunur. Bunu
sorgulamıyoruz. Bunun, tolerans, hoşgörü, dinlere ve inançlara saygı
çerçevesinde yaşanması gerekir. Bu Fransa'daki laikliğin de şartıdır" diye
konuştu.
Fransız Dışişleri Bakanı, daha sonra CNNTÜRK'te Mehmet Ali Birand'ın
konuğu oldu ve karikatürle ilgili soruları "bu karikatürlere müdahale etmemiz
düşünülemez" dedi.
Karikatür krizi: Danimarka gazetesi geri adım attı...
Hazreti Muhammedin karikatürlerini yayınlayan Danimarka gazetesi
Jyllands-Posten Gazetesinin yayın yönetmeni Carsten Juste, karikatürlerin
yayınlanması nedeniyle çıkan tartışmaların "ifade özgürlüğüne karşı olanların
kazanması anlamına geldiğini" ileri sürdü.
Juste, APye yaptığı açıklamada, "karanlık diktatörlük kazandı" ifadesini
kullandı.
Bu arada, gazeteye karşı yapılan bomba ihbarının asılsız çıkmasının
ardından, gazeteyi boşaltan çalışanların 1 saat sonra işlerinin başına döndüğü
belirtildi.
Juste, Danimarkada yayınlanan Berlingske Tidende gazetesine yaptığı
açıklamada ise, "Karikatürlerin, Danimarka mallarının boykotuna ve insanların
hayatının tehlikeye girmesine neden olacağını önceden görebilseydi,
karikatürleri yayınlamayacağını" söyledi.
Carsten Juste, Fransa ve Almanya gazetelerinin karikatürleri nereden
alarak yayınladıklarını bilmediğini de belirtti.
Yayınlanan karikatürleri çizen karikatürcülerin sözcüsü olarak hareket
eden Danimarka Gazeteciler Sendikası Başkanı Mogens Blicher Bjerregaard ise
Fransız ve Alman gazetelerinin kendilerinden izin istemediğini bildirdi.
Bjerregaard, karikatüristlerin Danimarka istihbarat servisi tarafından
korunduğunu ama sürekli polis koruması altında olmadıklarını söyledi.
Sendika başkanı, "normal yaşamlarına devam ediyorlar, ancak bazılarının
gerçekten de korktuğunu söyleyebilirim" dedi.
Karikatür krizi... France Soir'in yayın yönetmeni görevden alındı
Fransız gazetesi France Soir'ın Mısır kökenli Fransız